Geçmişi anlamadan, bugünü kavrayabilmek oldukça güçtür. Toplumların gelişimi, dilin ve iletişimin şekillendiği, bireylerin birbirleriyle kurduğu ilişkilerin zamanla nasıl evrildiğiyle doğrudan bağlantılıdır. Geçmişte kullanılan bazı kelimeler, günümüzde çok daha farklı bir anlam taşırken, bazen de tamamen yasaklanan ya da tabulaştırılan terimler haline gelir. “Gerizekalı” kelimesi, tarihi, toplumsal normları ve dildeki değişimleri anlamamız için bir örnek teşkil eder. Bu terim, zaman içinde hem hakaret olarak kullanılmış hem de cezai yaptırımlara tabi tutulmuştur. Peki, gerizekalı olmak ne demekti ve ne zaman hakaret olarak kullanıldı? Bu yazıda, dilin evrimini ve toplumların değerlerindeki değişimi irdeleyerek bu soruya bir tarihsel perspektiften yaklaşacağız.
Gerizekalı ve Hakaretin Toplumsal Kökenleri
“Gerizekalı” kelimesi, Türkçede bir hakaret olarak sıkça kullanılmakla birlikte, esasen bir kişinin zihinsel ya da bilişsel kapasitesinin düşük olduğunu ifade etmek için kullanılan bir terimdir. Ancak, bu kelimenin tarihsel anlamı, sadece bir kişinin zihinsel durumunu tanımlamakla kalmaz; aynı zamanda toplumların engellilere ve farklılık gösteren bireylere karşı tutumlarını da yansıtır.
Orta Çağ ve Engellilik Algısı
Orta Çağ’da, toplumsal yapılar ve normlar, insanları çeşitli kategorilere ayırma konusunda oldukça katıydı. Engelliler, genellikle doğaüstü bir gücün işareti olarak kabul edilir ya da “şeytani” bir durumla ilişkilendirilirdi. Toplumlar, fiziksel ve zihinsel engelleri genellikle cezalandırılması gereken bir sapma olarak görüyordu. Bu dönemde, zeka geriliği ya da zihinsel engellilik, “doğa”ya karşı bir bozukluk olarak algılanıyordu.
Rönesans ve Aydınlanma: Zihinsel Engelliliğe Bakış
Rönesans dönemiyle birlikte, bilimin ve insan haklarının gelişmeye başlamasıyla birlikte, engelliliğe yönelik bakış açısında önemli değişiklikler meydana gelmiştir. Aydınlanma düşünürleri, insan aklının evrenselliği ve eşitliği üzerine yoğunlaşırken, zihinsel engellilik de sosyal bir problem olarak ele alınmaya başlanmıştır. Bununla birlikte, “gerizekalı” terimi henüz toplumlarda geniş bir kabul görmüş bir tanım değildi. Ancak, bu dönemde engellilerin insan hakları ve eğitim hakları tartışılmaya başlanmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu ve Engellilik Kavramı
Osmanlı dönemine baktığımızda, zihinsel engelli bireylerin toplumdaki yeriyle ilgili belirli bir anlayışın olduğunu görebiliriz. Osmanlı’da, engelli bireyler genellikle “eğitim” ya da “gözetim” altına alınmış, tıbbi bir perspektiften ziyade dini ve sosyal normlara göre şekillendirilen bir yaklaşım sergilenmiştir. Ancak, Osmanlı’nın son dönemlerinde, Batı’nın tıbbi ve eğitimsel reformlarının etkisiyle zihinsel engelliliğe dair daha modern bir anlayış da ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu dönemde, engellilik, toplumun ahlaki ve dini normlarını tehdit eden bir durum olarak algılanmaktan ziyade, sosyal bir hizmete ya da yardıma muhtaçlık durumuna indirgenmiştir.
Cumhuriyet Dönemi: Hakaretin Ortaya Çıkışı ve Toplumsal Değişim
Cumhuriyet’in kurulmasından sonra, zihinsel engellilikle ilgili kavramlar modernleşmeye başlamıştır. Ancak, bu dönemde “gerizekalı” teriminin bir hakaret olarak kullanımı da daha belirgin hale gelmiştir. Cumhuriyetle birlikte, eğitim sisteminin ve toplumsal yapının modernleşmesi, toplumsal tabuları yıkma çabasıyla paralel gitse de, zihinsel engelliliğe dair önyargılar ve hakaretler maalesef devam etmiştir.
Dil ve Hakaret İlişkisi
Dil, toplumların düşündüğü gibi şekillenir. “Gerizekalı” kelimesi, bir bireyi aşağılayan, onu sosyal yapının dışında bir yere yerleştiren bir hakaret terimi olarak kullanılmaya başlandığında, aynı zamanda zihinsel engelliliğin de toplumsal bir “sınıf” haline geldiğini gösterir. Bu dilsel değişim, toplumsal yapının zihinsel engellilere karşı daha ayrımcı bir tutum geliştirdiğinin bir göstergesi olabilir.
Türkiye’de 1980’lerden itibaren zihinsel engelli bireylerin hakları üzerine çalışmalar artsa da, “gerizekalı” kelimesinin bir hakaret olarak kullanımı zaman zaman gündeme gelmeye devam etmiştir. Buradaki temel soru, toplumsal bilinçle ve dilin evrimiyle ilgilidir. Bir dil, bir toplumun düşünce biçimini şekillendirir. Zihinsel engellilere yönelik kullanılan dil, bu bireylerin toplumdaki yerini ve toplumun onları nasıl gördüğünü yansıtır.
Hukuki ve Toplumsal Yansımalar
Günümüzde, “gerizekalı” kelimesinin bir hakaret olarak kullanılması, bazı toplumlarda hala ciddi bir sorun teşkil etmektedir. Birçok ülkede, engellilere yönelik ayrımcılığı ve hakaretleri cezalandıran yasalar mevcuttur. Türkiye’de de, 2005 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nda, engellilere yönelik hakaretler, “hakaret” suçları kapsamında cezalandırılmaktadır. Yasal düzenlemeler, dilin toplumsal etkilerini dikkate alarak, bireylerin haklarına saygı gösterilmesini sağlamayı amaçlamaktadır.
Ancak, yalnızca hukuki değil, toplumsal düzeyde de zihinsel engellilere yönelik hakaretlerin ne kadar kabul edilebilir olduğuna dair sürekli bir tartışma vardır. Foucault’nun iktidar ve toplumsal normlar üzerine yaptığı analizler, engellilere yönelik kullanılan dilin, toplumsal normların ve güç ilişkilerinin bir yansıması olduğunu ortaya koyar. Foucault, “toplum, bu tür bireyleri nasıl tanımlıyor, nasıl dışlıyor ve nasıl cezalandırıyor?” sorusunu sorarak, dilin ve normların ne denli güçlü araçlar olduğunu vurgular.
Sonuç: Geçmişin Işığında Bugün
Gerizekalı kelimesinin tarihsel olarak bir hakaret olarak kullanılması, yalnızca dilin evrimiyle değil, aynı zamanda toplumların zihinsel engellilere ve farklılıklara karşı tutumlarıyla da ilişkilidir. Zihinsel engellilere yönelik toplumsal tutumlar, zamanla daha modern ve insancıl bir yaklaşımı benimsemiş olsa da, bu dilin hala kullanılabilir olması, toplumsal bilinçle ilgili önemli bir soruyu gündeme getirir.
Okurlara Soru: Gerizekalı gibi bir kelimenin hala hakaret olarak kullanılabilir olması, toplumların engellilere ve farklılıklara karşı nasıl bir yaklaşım içinde olduğunu gösterir. Sizce, dilin bu şekilde evrimleşmesi, toplumsal normları ne kadar etkiler ve engellilere karşı olan tutumları nasıl dönüştürebilir? Bu tür dilsel değişikliklerin ne gibi sonuçları olabilir?