İçeriğe geç

Kuranda ilk kıble neresi ?

Kur’an’da İlk Kıble Neresi? İzmirli Bir Gençle Düşünsel Bir Yolculuk

Kıble Meselesi: Başlangıçta Neresi?

Evet, başlığa bakınca “Kur’an’da ilk kıble neresi?” gibi ciddi bir soru yazmışım ama hemen rahatlayın, burada hiç de ciddi bir konferans vermek niyetinde değilim. Çünkü ben, İzmir’de 25 yaşında, etrafında sürekli espri yapan, ama içten içe her şeye kafa yoran bir gencim. Hani, biraz fazla düşünen ama sık sık gülüp geçmeye çalışan türden. Neyse, biz konumuza dönelim.

Hadi gelin, Kur’an’daki ilk kıble meselesini bir 25 yaşındaki İzmirli kafasıyla, bir de bol bol içsel monologla ele alalım.

Kıble Konusunda Kaybolmuş Gibi Hissediyor Musunuz?

Bir hafta sonu, sahilde güneşleniyorum. Bir yandan da telefonumda geziniyorum, zaten her İzmirli gibi sürekli “nasıl daha fazla eğlenebilirim?” modundayım. O an bir soru sormak istiyorum kendime: “Kur’an’da ilk kıble neresi?”

Ve tabii, o klasik iç sesim devreye giriyor:

“Ya şu kıble işi de ne kadar ilginç değil mi? Hani, şimdi biz Batı yönüne doğru dua ederken, ya o zamanlar yönler falan… Neden işte, kafalar karışmasın diye o kadar uğraşıyorlar, bence fazla kasıyorlar.”

Daha fazla düşünmemek için telefonumu kenara koyuyorum ama tabii, işin gerçeği, biraz takıldım bu soruya.

Mekkedeki Kıble: En Başta Olan Yön

İlk kıble, yani o ilk defa yöneldiğimiz yer, Mekke. Peki, nedir bu kıble meselesi? Kıble, aslında bir yön belirleme meselesidir. Biz namaz kılarken, Mekke’ye, yani Kâbe’ye doğru yöneliriz. Burada işler aslında biraz da insanın doğasına benziyor; bir yere doğru gitmek, bir hedef belirlemek, yön almak… Bunu düşündükçe, kafamda bir anda şu sahne canlanıyor:

“İzmir’deyim, akşam trafiği, kornalar. Benim önümde bir taksi var, o da sağa, ben de sağa… Ne yapıyorum? Kıbleye yöneliyorum!”

Hani, bazen hayatın anlamını tam çözemezken, bir anda, “Yani ben şimdi ne yapıyorum?” diye sorarak yol almak istiyorsun. Neyse ki, işte kıble de biraz böyle bir şey. Bir yön belirleme meselesi.

Yahudi Yönü, Bizim Yönümüz: Bir Nevi Moda Değişimi

İlk başlarda, Hz. Muhammed (s.a.v.), insanları Kudüs yönüne doğru dua etmeye teşvik ediyordu. Yani, ilk kıble Kudüs’tü. Ama sonra işler değişti. Ve o “moda” değişimi, her İzmirli genç gibi, sürekli bir yenilik arayan bir bakış açısına sahip olan Allah’ın iradesiyle Mekke’ye yöneldik. Ya da şöyle diyeyim: Kudüs, eskiden bayağı popülerdi ama artık herkes Mekke’ye yöneldi. Hani, bir anda herkes bir “trend” peşinden koşmaya başlar ya, işte o hesap.

Hayatın bazen bir “kıble değişikliği” gibi olduğunu düşündüm; bir an neyi sevdiğini bilirken, bir anda başka bir yere yöneliyorsun. Bir noktada aslında bu değişiklik, sana daha iyi hissettiriyor. O zaman anlamaya başladım ki, ilk kıble, Kudüs’tü ama sonrasında Allah, “Hayır, aslında Mekke’ye gitmeniz gerekiyor,” dedi. Biz de işte, bir şekilde o yeni kıblenin peşinden gitmeye başladık.

İzmirli Olarak Kıbleyi Anlamak

İzmirli olmak, bence kıbleyi anlamakla aynı şey. Şimdi, şöyle bir durum var: İzmir’de yaşayan biri olarak, çok fazla yön bulma derdiniz yok. Çünkü her yer, nereye gidersen git, Ege’ye doğru ya da denize yöneliyor. Yani kıble demek, bizim için bazen hayatın her yönüyle ilgili bir yön bulma meselesi gibi oluyor.

Bunu şöyle de anlatabilirim: Diyelim ki, bir arkadaşınızla yürüyorsunuz, o da sürekli yön değiştiren biri. “Aaa bak bu sokakta biraz ilerleyelim,” diyor. Biz de o sokakta ilerlerken, birden “Ooo, kıble burada mı ya?” diyorsunuz, ama aslında siz kendi yönünüzü bulmaya çalışıyorsunuz. İşte, kıble böyle bir şey. Her şey bir yere doğru yönelme çabası.

Düşünmeden Geçmeyin: “İlk Kıble Neresi?”

Kıble meselesi, bana göre sadece bir yön bulma değil, aynı zamanda bir hayatta yön arayışı. Başlangıçta Kudüs, sonrasında Mekke… Ama biz, o yönümüzü buldukça, her şey daha anlamlı hale geliyor. Hatta, belki de o yönü bulmak, bize tüm yaşantıyı daha anlamlı kılıyor.

Benim gibi biriyseniz, ki çoğu zaman ya İzmir’in iç sokaklarında kaybolursunuz ya da o “kıbleyi” bir türlü bulamazsınız, ama bir şekilde yola devam edersiniz. Kıbleyi bulduğunuzda, bir rahatlama hissi doğar. Hani o yolda kaybolduğunuz anlar vardır ya, sonra birden “Heh işte, burası!” diye kendinize gülümsersiniz. Kıble de öyle. İnsan sadece bir yön bulmakla kalmaz, o yönün anlamını da çözer.

Sonuç: Kıbleyi Bulmak Bir Yön Olmaktan Daha Fazlası

Kur’an’da ilk kıble, Kudüs’tü. Sonra ise, Müslümanların yönelmesi gereken kıble, Mekke oldu. Ama bence kıble, sadece yön bulmak değil. Bu da demek oluyor ki, hayat da bazen bir yön bulma mücadelesidir. Yönsüz bir şekilde, her şey anlamsız olabilir. O yüzden, her seferinde kıbleyi bulmak, insanın hem hayatına yön verme çabasıdır, hem de nihayetinde huzuru bulması.

Sonuçta, hepimiz bir şekilde kendi kıblemizi buluyoruz. Ama bazen, her şeyi sorgulamadan da doğru yolda yürümek, o kıblenin anlamını bir adım daha derinleştiriyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
betexper girişbetexpergir.netbetexper güncel adres